KıbrısManşet

Serhat İncirli yazdı… (2)

Bulut Akacan’ın suçlu olduğundan emin misiniz? Bu konuda herhangi bir mahkeme kararı gördünüz mü? (2)

“Serhat İncirli, dünkü Bulut Akacan yazısı ile satılmıştır.”

Bir internet sitesinde, bir haberin altında yorum olarak okudum.

“Ali Mehmet – Londra” yazıyor.

Adamı tanımıyorum, O da beni tanımıyor.

Çok yüksek olasılıkla sahte bir hesap.

***

Serhat hep satılıyor!

İyi ki kiloyla değil, çünkü ödeyemeyecekler!

Daha önce de Hüseyin Özgürgün’e satılmıştı.

Kudret Özersay’a satıldı.

Ondan önceleri Rumlara satılıyordu.

AKEL’e zaten hep satılmaktaydı.

PKK’dan da para alıyorum çünkü Kürt özgürlük hareketine saygı duyuyorum, Selahattin Demirtaş’ın haksız yere hapiste olduğu inancındayım; serbest kalması için açılan her imza kampanyasına katılırım. Kesin PKK para gönderiyordur, kesin değil mi?

Haaaa; Erdoğan’a da satılmıştım bir ara; Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı koyacak tek lider olduğunu yazdığım için. Şimdilerde bayağı ters düştük…

***

Türkiye Büyükelçiliği tarihte ilk defa beni bir resepsiyona bir de basın toplantısına çağırmıştı; buna çok sevinmiştim, sevindiğimi belirtmiştim; yine satılmıştım!

***

Neyse, algı öyle ileriye taşınmış ki; Bulut Akacan’ın suçlu olduğuna kesin olarak inanmış insanlar!

Şu anda Bulut Akacan’ın işlediği iddia edilen suç nedir?

Sanal bet!

Yani internet üzerinden bahis oynatmak!

***

Suçlu mu?

Eğer ispatlanırsa, mahkeme de “evet suçludur” derse; sanal bet işletmeleri, markaları, şirketleri her neyse, Bulut Akacan’ın ise, evet suçludur.

Ama mahkeme bitinceye kadar değildir.

İspatlanamazsa, deliler yeterli olmazsa, bahsedilen işler Akacan’a ait değilse, zaten beraat edecektir.

***

Serhat İncirli, yıllarca hep birilerinden hakaret işitti bu yüzden!

Doğruyu yazdığı için!

Yine doğruyu yazdım!

“Kimse, suçu ispatlanıncaya kadar suçlu değildir” dedim.

Ama ne yapmalıydım?

“Bulut Akacan sanal betlerin kesin sahibidir” mi demeliydim?

Bırakın gazetesinde yazıyor olmamı; birincisi sizin düşüncenizin tam tersine, suçsuz olduğuna inanma hakkım vardır; ikincisi çocukları vardır, annesi, babası vardır, kardeşi vardır.

***

Yenidüzen gazetesi, mahkeme tarafından suçluluğu kesinleştirilmediği takdirde, kimsenin ne adını açık yazıyor, ne de fotoğrafını yayınlıyor.

HABERCİ de dünden itibaren, bu büyük hatadan döndü anladığım kadarıyla. Çünkü internet sayfasındaki tüm haberler, Yenidüzen’deki gibi, olması gerektiği gibi, gazeteciliğin emrettiği gibi, uluslararası insan haklarının söylediği gibi, evrensel meslek kurallarının işaret ettiği gibi yayınlandı.

Eminim veya “en azından umarım”, bundan böyle aynen devam eder.

***

Bulut Akacan veya Hüseyin Özgürgün konusunda yazı yazarken, her ikisi için aynı temelden yürüdüm.

“Mahkeme kararını verdikten sonra suçluyu, suçsuzu görelim” dedim. Üstelik Özgürgün olayında, özel hayat karıştırılmıştı.

Şu anda hem vicdanıma göre, hem de “hukuk” açısından, Bulut Akacan suçsuzdur.

***

Haaaa, Bulut Akacan, maaşım dışında cebinden veya kasasından para çıkarıp da, “Al Serhat abi, benim için bir şeyler yaz” diyecek biri olmadığı gibi; eğer hayal ettiğiniz veya düşündüğünüz buysa, yürüdüğünüz yol mantıklıdır, doğrudur, yürüyün da korkmayın!

***

Bulut Akacan’ı, dün de yazdım, dört, bilemediniz beş kez gördüm.

Üç veya dört kez sohbet etme şansım oldu.

Babasını çok uzun yıllardır hem polis çavuşu hem de esnaf olarak tanırım.

O da uzak bir mesafeden.

1974 sonrası aynı bölgeli olmak hasebiyle.

***

Profesyonel anlamda bir çalışanı olmanın çok ötesindedir dün yazdıklarım.

Mahkeme, “suçludur” demeden, kimsenin bu yayınları yapma hakkının olmadığını anlatmaktır gayem.

***

Eğer suçlu bulunursa, birlikte yazarız.

Ama içimde, Kıbrıslı genç ve başarılı tüm işadamlarının aynı oyuna getirileceği hissi de çok güçlüdür.

Bulut Akacan’ın ciddi şekilde kıskanıldığına da inancım tamdır.

Hataları mı?

Varsa, vardır.

Yasadışı hatalarsa da mahkeme cezasını vermiş veya verecektir.

***

Mehmet Eminoğlu konusuna da bakalım?

Mahkeme, “suçludur” diyene kadar, Eminoğlu için de aynı şeyler geçerlidir.

Eminoğlu ile ilgili bugüne kadar ne yazı yazdım, ne de yorum yaptım.

Eminoğlu ile uzun bir söyleşi yapmıştım bir süre önce.

“Abi bu anlattıklarımı sakın yazma” dediği, öyle şeyler anlatmıştı ki; yazsam, “Serhat İncirli, Mehmet Eminoğlu’ndan da iki daire, beş de dükkan aldı” diye yazar mısınız?

Eminoğlu’nun, “insanlık” adına yaptığı yardımları, o yardımları alanlar çok iyi biliyor.

Spor kulüplerinin yöneticileri çok iyi biliyor; bir tek Redif Nurel çıkıp da bunu söylüyor ki O’nu da alkışlıyorum..

Bu gibi konularda, bir yerlerden Allah da izliyorsa, bence gollifa yemez.

***

Serhat İncirli’nin inançlarında bir değişiklik var mı?

Mesela, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yeri değişti mi?

Biliyor musunuz, Dr. Derviş Eroğlu’nu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde desteklemiştim.

Neden mi?

Çünkü, meseleyi yönetenler, milliyetçi bir ismin çözüm veya barışla alakalı anlaşmaya daha etkili imza atacağını iyi biliyor. Ayrıca, Derviş bey bana insani anlamda çok yakın geliyor.

Ve bence Kıbrıs’ta sağcıların veya milliyetçilerin anlaşması çok daha mantıklıdır.

Buna cidden inanıyorum.

Mesela, 11 Şubat 2014’teki Eroğlu imzasını, karşıma çıkan her UBP’li veya sağcı çözüm karşıtının yüzüne, “aha” diyerek vurabilirim.

***

Serhat İncirli’nin çözüm konusunun çok ötesinde, siyasetle alakalı görüşünde bir değişiklik gören var mı?

***

Ve eleştirenler, günde kaç saat çalıştığını, sabah kaçta kalkıp, akşam kaçta yattığını, baba olmakla alakalı sorumluluklarından zerre kaçmadığını biliyor mu?

Ali Mehmet – Londra’dan demiş ki, “Bulut Akacan kesin suçludur, Serhat İncirli satılmıştır!”.

İsim sahte.

Önce bunu belirteyim.

Araştırdım, o isimde, Kıbrıs Postası’na mesaj gönderecek olan adamın, ne Instagram’ı, ne Facbook’u, ne de Twitter hesabı var.

Ama bir daha söylüyorum, Ali Mehmet gibi, tüm üretme kabzı, eleştiri sapığı kardeşlerim için; Bulut Akacan dahil olmak üzere; herkes; mahkeme tarafından suçlu olduğuyla alakalı tüm iddialar sabitleşmediği takdirde masumdur. Herkesi savunmaya devam edeceğim.

Yazı yazdığım, ders verdiğim, çeviri yaptığım, emek harcadığım sürece, maaşımı – paramı alacağım; ikisini ayırın. Ok?

***

Ali Mehmet veya Ali Ahmet; sahte isimle değil, çık ve inandığın her şeyi; tıpkı Serhat İncirli’nin yaptığı gibi savun!

Tüm baskılara, tüm şantajlara, tüm korkutmalara, tüm tehditlere rağmen!

Sonra, “adımı” ağzına al!

Satıldım…
“Köy çocuğu, annesinin kuzusu, bizden biri, çok çalışkan, çok dürüst, meseleyi iyi biliyor, UBP’nin hatta tüm yurtseverlerin desteklemesi gerekir; bence anlaşmayı O imzalamalı” diyemeyeceğim; çünkü kesin satılmış olacağım… Aha satıldığımın ispatı; Kudret Hoca eliyle neyi mi gösteriyor? “Bu ev senin Serhat” diyerek, Maraş’ta mütevazı, 8 odalı, 8 tuvaletli, arkasında 8 dönüm narenciye bahçesi olan bir evi. Gittim, üzerine yazdım; “tutulmuştur!” (Fotoğraf için çok Teşekkürler Erhan Tünay)

Kaynak: Haberci

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı