Magazin

İktidarsızlığın Magazine Etkileri

İktidar erkeğin aşkı olarak biliniyor. İktidarsızlık ise yıkıcı bir aşka dönüşüyor. Magazin gazetecilerinde son zamanlarda fazlaca görülen bir rahatsızlık olduğunu düşünüyorum.

Bazı Magazin haberlerini okuduğum zaman aklıma direk olarak Cemal Süreya’nın şu satırları geliyor; “Yıkıcı bir aşk bu, yıkıyor milletin ortasına, tutku yükünü. İşgalci bir aşk bu, samanlık sevişenin diyor, başka şey demiyor.” Cemal Süreya bu dizelerinde adeta bir erkeğin hem psikolojik hem partner ilişkileri hem aile hayatı hem de sosyal ilişkiler üzerinde “iktidar” olamadığı zaman yıkıcı etkilere sahip olabildiğine vurgu yapmış.

Uzmanların bu rahatsızlık konusundaki tavsiyelerinden en önemlisi 40 yaşa gelmeden önce yaşam biçimini değiştirerek keyifli kılmak… İkili ilişkilerde stres yaşamamak.

Yaşamının büyük bir kısmını İngiltere’de geçiren biri olarak önce İngiltere’de denenerek daha sonraları ABD’ye ve diğer Avrupa ülkelerine yayılan magazin gazeteciliğinin, halka dönük gazetecilik anlayışının yaygınlaşmasıyla geliştiğini her halükarda bildiğimi söylemek isterim. Magazin gazeteciliği, 1830’lardan sonra halka yönelik olarak çıkarılan gazetelerin uygulamalarındandır. Halka dönük gazeteciliğin ise iki önemli amacı vardır:

  • İnsanın ilgisini çeken konuları işlemek
  • Ucuza gazete satmak

Türkiye’de eğitim gördüğüm dönemde ise Türkiye gibi geleneksel aile yapısına sahip bir toplumda tanınmış sanatçıların özel hayatı ve birlikte yaşadıkları kişiler, paparazzilerin en çok ilgilendiği konuların başında geldiğini gördüm. Lakin Türkiye’deki Medya Etiği ve Basın Ahlak Yasası başlığı altındaki kurallara da hayran kalmadım değil. Özellikle de Türkiye’deki Adalet anlayışına hayran kaldım. Yasal olarak topluma hiçbir şekilde psikolojik ve sosyolojik zararlar verilmesine izin verilmeyen kurallar muhteşemdi.

Alakasız bir konudan buraya nereden geldim diyeceksiniz. Tam aksine, dediğim gibi; magazin haberlerini -özellikle de erkek gazetecilerin yazdığı- okuduğum zaman aklıma bu rahatsızlık geliyor. Yasaları hiçe sayarak ve -olası- rahatsızlıklarının kompleksi ile, şahısları sürekli işi ile değil de kendi iktidar sorunlarına bağlı olarak, eşleştirme gailesinde kaleme alan 40 yaş üzeri gazetecilerden bahsediyorum.

Bazıları ise kendilerini sivil hayata “polis muhabiri” olarak adapte etmiş hayatlarını öyle sürdürmeye devam ederken bütün bu yasaları adeta asker botu ile çiğniyorlar. İktidar gücünü giderek kaybetmiş bir gazetecinin zaten resmi muhabirlikten, günümüze “PabucumunStarı” diye öfkeli bir isyana gelmesinden psikolojisi belli olmaz mı?

Doktorlarımızın da dediği gibi, 40 yaş öncesi hayatı yoluna koyamayanlar için yapılacak en iyi şey, varını yoğunu satıp bir sahil kasabasına yerleşmektir.

BASIN AHLAK YASASI

Saygılarımla

G.C.Katsapoulos

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı